dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Michelangelo Antonioni’nin yönetmenliğini yaptığı, 1962 yapımı L’Eclisse(Batan Güneş), psikolojik dramatik bir filmdir. Filmde çevirmen olan Vittoria’nın, Riccardo’dan ayrılması ve daha sonrasında yalnızlığına son vermek için Piero ile yakınlaşmasının sonrasındaki mutsuzluk anlatılmaktadır.
    Film, kameranın sabit olan nesnelerden Riccardo’ya geçişiyle sahnelenmeye başlar.(odak kaydırma) Filmin ilk dakikalarında Riccardo ve Vittoria’nın sıkıntılı, kaygılı ruh hallerine tanık oluruz. Vittoria’nın nesnelerle ilgilenmesi, pencereden dışarıyı izlemesi gibi davranışları, içinde bulundukları sıkıntılı ruh hallerini yansıtır. Arka planda müzik olmaması da bulunan gergin ortamı seyirciye hissettirmekte yardımcı olmuş.
    Vittoria’nın artık bir karar vermek istemesi üzerine diyaloglar başlar. Kamera bir süre üst açıdan gösterdiği için seyirci, Riccardo’yu Vittoria’nın gözünden bakıyormuş gibi hisseder. Çekimin arka planında yer alan Riccardo küçük ve rahatsız görünür. Vittoria, gitmeye karar verir fakat Riccardo’nun gitmesini istememesi üzerine vazgeçer. Ne yapması gerektiğine karar veremeyen Vittoria’nın gerginiği keskin hareketlerinden ve nefes sesinden farkediliyor. Bu sıralarda Vittoria’nın aksine Riccardo, tepkisiz bir şekilde sabit bir noktaya bakarak düşünmektedir. Vittoria bu sahnede perdeyi açar ve artık gündüz olduğu görülür.( Başka bir sahnede perdeyi araladığında henüz geceydi.)  Bu geçen zamanı göstermekle birlikte standart – analitik kurguyla net bir zaman kavramının da belirtildiğini gösterir. Ricardo, bir şeyleri düzeltmek ümidiyle Vittoria’nın yanına gelir fakat kararının kesinliğinin farkına varması üzerine hayal kırıklığına uğrayarak tepki verir, umursamaz davranmaya başlar. Vittoria aldığı karardan vazgeçmez ve Riccardo’nun evinden gider. Film, iki insanın da duygu karışıklığını ve bunalımını açık bir biçimde ifade ediyor.

    Vittoria’nın yolda yürüdüğü sahnede, ses olarak sadece ayakkabısının topuk sesi duyulur. Herhangi bir duygu durumunun belirtildiği bir müzik yok. Ne hissettiğinin düşünülmesi, seyirciye bırakılmış. Riccardo arabasıyla Vittoria’nın yanına gelmiştir. Davranışları ve söylediklerinden umutlu olduğunu anlayabiliyoruz. Fakat Vittoria’nın son kez kararından emin olduğunu gördüğünde vazgeçmiş ve gitmiştir. Bu sahnenin sonunda, Riccardo’nun tavırlarından duygularını bastırmış olduğunu görüyoruz.( Freud, Psikanaliz )

 Bazı filmlerle aranızda çok garip bir bağ kurarsınız. Size de olur biliyorum. Benim içinde "Big Fish" öyleydi işte. Filmin vermek istediği yüzeysel mesajların derinlerindekileri de aldığıma inanıyorum. Mesela aslında gerçek gibi olmayan şeylerinde gerçekliği olabileceğine inanıyorum artık. Yada hayatımız bizim hayal gücümüz kadar renkli sadece; onun dışında herkesin sıradan, tek düze ve sıkıcı hayatı var. 

 Biraz felsefik bir örnek vermek gerekirse eğer; bir bebeğin gözünde aslında bir "dev"iz. Evet gerçek bir dev. Kocaman elleri, ayakları, gözleri, vücudu olan bir dev!  Ama biz bunun farkında değiliz. Belkide yeşil renkli olmadığımız için böyle bir şeyi hiç düşünmemişizdir. 

 Şimdi sizleri filmle baş başa bırakarak gidiyorum.  Hı son bir şey daha: hayatınızdan gitmesini istemediğiniz insanlar için gökyüzüne yakın bir yerlere, ayakkabıları için, bir ip yapın..  Belki işe yarayabilir..